2 Kasım 2025 Pazar

Kuran Notları


Bakara

  • İsrailoğullarının Allah tarafından diğer milletlerden üstün kılınmasının sadece Tevratta değil Kuranda da geçmesi.

Bakara 47 - Ey İsrâiloğulları! Size verdiğim nimetimi ve sizi diğer topluluklara üstün kıldığımı hatırlayın. 

Bakara 122 - Ey İsrâiloğulları! Geçmişte size verdiğim nimetimi ve sizi diğer topluluklara üstün kıldığımı hatırlayın.


  • Allahın tarafında olanlar sadece müslümanlar değil Allahın olduğu iddia edilen kitaplara inananlar olarak tanımlanmış. Çok bilinmesede Sabiilerde ehli-kitaptan sanırım.

Bakara 2-5 - Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. İşte onlar Rab'lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.  

Bakara 62 - Şüphesiz, iman edenler; yahudilerden, hıristiyanlardan ve Sâbiîler’den de Allah’a ve âhiret gününe inanıp sâlih amel işleyenler için rableri katında mükâfatlar vardır. Onlar için herhangi bir korku yoktur; onlar üzüntü de çekmeyecekler.

  • Yani kafirler aslında diğer semavi dinlere mensup olanlar değil Allahın kitaplarını ve sözlerini tamamen reddedenler oluyor. Ve onların tamamen cehenneme gidecekleri söyleniyor.

Bakara 39 - İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.


  • Namaz Kuranın her yerinde birden çok defa, birden çok millete tavsiye ediliyor, namazı kılmaları söyleniyor. Şuan anladığımız namaz ile o zamanki namazın aynı olma ihtimali nedir? Allah İsrailoğullarına da namazı kılmalarını öğütlüyor:

Bakara 83 - Bir zamanlar biz İsrâiloğulları’ndan, “Yalnız Allah’a kulluk edeceksiniz; ana babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin” diyerek söz almıştık. Sonra, içinizden küçük bir kesim dışında, sözünüzden döndünüz; hâlâ da sırt çevirmektesiniz.

  • O halde namaz ne anlama gelmektedir? Belliki namaz İslamdan öncede, hatta İsrailoğulları zamanında da bilinen ve öğütlenen birseydi. Ayrıca Allah namazın detaylarına hiç girmiyor namazı zaten çok iyi bilinen bir şeymiş gibi kabul ederek bahsediyor. Kuranın nuzul sırasına göre ilk inen suresinde bile bu konudan bahsediyor.

Alak 9-10 - Gördün mü, bir kulu namaz kılarken engelleyen o adamı? (Bu surenin Ebu Cehilden bahsettiği iddia ediliyor o yüzden emin olamadım. İlk ayetler indikten sonra Muhammed peygamber namazı öğütledi ve buna Ebu Cehil karşı çıkmış olabilir.)


  • Allah Hristiyanlıktaki Kutsal Ruhu kabul mü ediyor? Bu olguyu tamamen reddetmesi gerekmez mi?

Bakara 87 - Andolsun biz Mûsâ’ya kitabı verdik. Ondan sonra da ardarda peygamberler gönderdik. Meryem Oğlu Îsâ’ya da açık kanıtlar verdik ve onu Rûhulkudüs ile destekledik. Ama ne zaman size bir peygamber nefislerinizin hoşlanmadığı bir şey getirdiyse büyüklendiniz, kimini yalanladınız, kimini de öldürdünüz, doğru değil mi?

Bakara 253 - ... Meryem oğlu Îsâ’ya açık deliller verdik ve onu Rûhulkudüs’le destekledik ...

  • Tefsirlerde Kuranın bu ayetine atıfta bulunarak, RuhulKudüs'ten kastedilenin Cebrail olduğu söylenmiş. Ancak pek emin olamadım burada bir çelişki var gibi. 

Nahl 87 - … rabbin tarafından bir gerçek olmak üzere Kur’an’ı Ruhulkudüs’ün indirdiğini söyle.

  • Çünkü Kuranın çoğu yerinde Allah Cebrailden Cebrail olarak bahsetmiş. Eğer Ruhulkudüs Cebrail anlamına geliyor ise neden ayrıca Cebrailden bahsediyor Allah? Arapça kelime kökenlerini kontrol ettim. Cebrail diye bir kelime kullanılmış direk.

Bakara 97-98 Söyle (yahudilere): Cebrâil’e kim düşmansa bilsin ki, Allah’ın izniyle önce gelen kitapları doğrulayıcı, müminler için bir hidayet rehberi ve müjdeci olarak Kur’an’ı senin kalbine indiren odur. Her kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrâil’e ve Mîkâil’e düşman ise bilsin ki Allah da inkârcıların düşmanıdır.


  • Allah mucize istemenin saçmalık olduğunu, kafirlerin mucize istediğini ve isteyeceğini söylüyor. Buna karşılık, mucizelere gerek olmadığını, Allahın gerçeği ayetler ile açıkladığını ve bunun yeterli olduğunu söylüyor. Ancak Kuranın çoğu yerinde çeşitli toplumlara mucize gösterildiği de söylenmiş. Burada bir çelişki var gibime geliyor.

Bakara 118 - Bilgiden yoksun olanlar, “Allah bizimle konuşmalı veya bize bir mûcizeli işaret gelmeli değil miydi?” dediler. Bunun gibi onlardan öncekiler de onların dediklerinin benzerini demişlerdi. Kalpleri hep birbirine benziyor! Biz, gerçeği kabul edenlere âyetleri açıkladık.


  • Bu surenin birden fazla yerinde Allah, kitabın veya ayetin parçalarını az bir miktar para karşılığı satanlara lanet okuyor. Bunu tam anlayamadım. Önceden insanlar para karşılığı ayet mi satıyordu acaba? Satıyor ise tam olarak bu ayetler nasıl kullanılıyordu? Ne amaçla satılıyordu? Ayet alanlar neden satın alıyordular ki?

Bakara 174 - Allah’ın indirdiği kitabın bir bölümünü gizleyenler ve onu az bir şey karşılığında satanlar yok mu, onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Allah kıyamet gününde onlarla konuşmayacak, onları arındırmayacak! Onlar için elem verici bir azap vardır. 

Bakara 41 -  Yanınızda olanı doğrulayıcı olarak indirdiğime iman edin, onu inkar edenlerin ilki siz olmayın ve ayetlerimi az bir değer karşılığında değişip-satmayın. Yalnız Ben'den korkun.


  • Kuran okurken Allahın cinsiyetlere yaklaşımı oldukça dikkatimi çekti. Allah sanki kitabını erkeklere indirmiş gibi konuşuyor. Karşısına aldıkları ya bir topluluk, ya genel olarak insanlar, ya peygamber, yada erkekler. Kadınlara yönelik bir sesleniş göremiyorum. Bu kitabın kadınlar ile alakalı ayetlerinin olmadığı veya onları hiç ilgilendirmediği anlamına gelmesin. Ancak Allah genellikle karşısında erkekler varmış gibi konuşuyor ve kadınlardan hep "kadınlarınız" olarak bahsediyor. Sanki bir eşya gibi. Bu durum benim gözümde kuranın ancak insan kelamı olması ve o toplumda sahip olunan genel cinsiyet rolleri üzerinden yazılması penceresinden bakınca bir anlama kavuşuyor. Tanrı kelamı olduğu iddia edilen bir kitabın, yarattığı en kutsal varlık olan insanda cinsiyet ayrımı yapması, kitabını sadece birine indirmiş, diğeride onun sahibiymiş gibi konuşması bu kitabın evrensellik iddiasını oldukça zayıflatır kanımca. Tabikide bu gerilimin ana kaynağı Kuran'a günümüzün modern cinsiyet ve toplum yapısı perspektifinden bakmaktır. Ancak günümüzün bakış açısını ana hatları ile reddetmediğimize ve kadının toplumdaki yerinin modernleşme ile gittikçe iyiye doğru gittiğini kabul ettiğimize göre, elimizde Kuranı reddetmek dışında bir seçenek kalmıyor gibi.

Bakara 187 - Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı ....

Bakara 197 - Hac bilinen aylardadır. Kim o aylarda hacca karar verip niyet ederse, bilsin ki hac sırasında kadına yaklaşmak, günaha sapmak ve tartışıp çekişmek yoktur ....

  • Allaha göre kadınların adet dönemi ile ilgili önemli olan tek şey onlarla o vakit cinsel ilişkiye girilemeyeceği mi?

Bakara 222 -  Sana kadınların âdet dönemi hakkında soru soruyorlar. De ki: O sıkıntılı bir haldir. Bu sebeple âdet günlerinde kadınlardan ayrı durun, temizlenmedikçe onlarla cinsel ilişkide bulunmayın ....

  • Kadınların tarla olması ve Allahın her pozisyon uygundur demesi? 

Bakara 223 - Kadınlar sizin ekeneğinizdir; ekeneğinize nasıl isterseniz öyle yaklaşın. Kendiniz için de önceden hazırlık yapın. Allah’tan sakının ve bilin ki O’na kavuşacaksınız. Müminleri müjdele.

  • Diyanetin tefsirinde diyor ki: "Bir erkeğin eşiyle bir süre cinsel ilişkide bulunmamak üzere yemin etmesine îlâ denir. İslâm’dan önce îlâ, kadınları baskı altında tutmak, zulmetmek ve onlardan haksız menfaatler sağlamak üzere yaygın olarak uygulanırdı. Az da olsa eşlerini eğitmek, bazı kötü davranışlarını düzeltmek üzere îlâ yapanlar da bulunurdu. Kuranın başka bir yerinde kadınların cinsel ilişkiyi reddetme gibi bir hakkı olmadığı ile ilgili ayetler olduğunu hatırlıyorum. Erkekle kadın arasında cinsel açıdan böyle bir ayrım yapabilen bir tanrı fikri çok garip geliyor.

Bakara 226 - Kadınlarından uzaklaşmaya yemin edenler için dört ay beklemek vardır. Eğer geri dönerlerse Allah çok bağışlayıcıdır, sonsuz rahmet sahibidir.  

  • Başka değişik ve hiç eşit olmayan konu ise kocası ölen kadınlar üzerine verilen hüküm. İlk önce onların 4 ay bekletilmesi uygun görülmüş. 4 aydan sonra evlenmek isterseniz çekinmeyin denmiş. Daha sonra da bu ayet nesh edilip kocası ölen kadınların 1 yıl eve kapatılması şeklinde bir hüküm verilmiş.

Bakara 234 - İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri kendi başlarına (evlenmeksizin) dört ay on gün beklerler ...

Bakara 235 - Bu kadınlarla evlenme isteğinizi üstü kapalı bildirmenizde veya içinizde saklamanızda bir sakınca yoktur.

Bakara 240 - İçinizden vefat edip de geride eşler bırakanlar, bir yıla kadar evlerinden çıkarılmaksızın eşlerinin geçimliğini vasiyet etsinler.



  • Allahın bu ayette içki kumardan sadece kötü olarak bahsetmemesi, onların faydasınında olduğunu ancak zararlarının daha ağır bastığını söylemesi biraz garibime gitti. Daha çok tamamen kötü olduklarını söyleyen bir dil beklemiştim.

Bakara 219 - Sana içkiyi ve kumarı soruyorlar. De ki: Bu ikisinde insanlar için büyük zarar ve bazı faydalar vardır; zararları da faydalarından büyüktür. Sana neyi infak edeceklerini de soruyorlar. De ki: İhtiyaç fazlasını. Allah sizin için âyetlerini işte böyle açıklıyor ki düşünesiniz.


  • Allahın müslüman olmayanla evlenmeyi yasakladığı oldukça net. Ayrıca yine sadece erkeklere konuşan bir tanrı imajı çok net görünüyor bu ayette. İlk kısımda müşrik kadınlarla evlenmeyin diyor, ikinci kısımda "kadınlar sizde müşrik erkeklerle evlenmeyin" demiyor, kadınlarınızı müşrik erkekler ile evlendirmeyin diyor. 

Bakara 221 - İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Şundan emin olun ki imanlı bir câriye, sizin hoşunuza gitse de müşrik bir hür kadından iyidir. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle de kadınlarınızı evlendirmeyin ...


  • Bu ayette ve Kuranın diğer ayetlerinde de bahsedilen Allahın Musa peygamber ile konuşması olayı oldukça garip geldi. Daha sonra bu konudaki ayetleri toplayıp bu konuda başka kaynaklara da bakıp araştırma yapabilirim.

Bakara 253 - O peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık. Allah içlerinden bir kısmıyla konuşmuş, bir kısmını da derecelerle yükseltmiştir ....


  • Allahın evren anlayışı yer ve gökten ibaret gibi görünüyor. Bu konuda daha sonra diğer ayetleride toplayacağım ancak şimdilik hatırlatma olsun diye konunun içeriğini not düşeyim. O zamanın dünya anlayışıyla uyumlu bir insan kelamı sözler var Kuranda. Allah kendisinden ve sıfatlarından, büyüklüğünden bahsederken hep "yerlerin, göklerin ve ikisi arasındakilerin sahibi" gibi ifadeler kullanıyor. Burdan anlaşılıyor ki Allahın anladığı kadarıyla sadece yer, gök ve arasındakiler var. Çok sınırlı bir bakış açısı değil mi bu?

Bakara 255 - Allah, O’ndan başka tanrı yoktur; diridir, her şeyin varlığı O’na bağlı ve dayalıdır. Ne uykusu gelir ne de uyur. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. O’nun izni olmadıkça katında hiçbir kimse şefaat edemez. 


  • Kuran boyunca Allahın öğütlediği davranışlardan oldukça iyi olanlarıda var. Bu sure buna bir örnek ancak bunun gibi başka güzel surelerde var. Bu sureyi örnek olarak seçmemin nedeni Allahın insanlara kazandıklarından paylaşın öğütüne ek olarak buna "kendinizin yemeyeceği kullanmayacağı şeyi vermeyin" gibi ince bir not eklemesi. Kuran paylaşmayı, kazandıklarından dağıtmayı ve fakirleri beslemeyi oldukça fazla öğütlüyor ve bunları yaparkende bazen çok ince tavsiyeler veriyor.

Bakara 267 - Ey iman edenler! Kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardıklarımızın iyilerinden verin. Kendinizin ancak içiniz çekmeye çekmeye alabileceğiniz âdi şeyleri hayır diye vermeye kalkışmayın. Bilin ki Allah zengindir, bütün iyilik ve güzellikler O’na mahsustur. 

  • Bu ayette güzel. Sadaka verirken onu gizlice vermek öğütlenmiş 

Bakara 271 - Sadakaları açık olarak verirseniz bu ne güzel! Şayet onu yoksullara verirken gizlerseniz bu sizin için daha da hayırlıdır ve sizin bir kısım günahlarınıza kefâret olur. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

  • Yoksullara ve fakirlere yardım zaten öğütleniyor ancak şu surede güzel bir ayrım yapılmış. Allah fakir olupta bunu gizleyenler yinede el açmayanları asil görüyor ve asıl bunlara yardım edin diyor. Onları simalarından tanırsın ifadesi de oldukça etkileyici. İnsanın asil ve şereflisini görünce tanırsın diyor Allah.

Bakara 273 - Kendilerini Allah yoluna adadıklarından seyahat ve ticarete imkân bulamayan yoksullara verin. Yoksulluklarını gizli tuttukları için bilmeyen onları zengin sanır. Kendilerini simalarından tanırsın. Onlar insanlara asla el açmazlar. Hayır için yaptığınız her harcamayı Allah hakkıyla bilmektedir.


  • Kuranda karşılaştığım faizin yasaklandığı ilk ayet bu oldu. Oldukça fazla lanetlenmiş. Aklımda değişik sorular oluşturdu. O zamanki faiz ile günümüz faiz anlayışı aynı şey midir? O zamanki faizde Allahın yasak olarak kıldığı şey haksız kazanç gibi görünüyor. Kuranda faiz için kullanılan kelime riba olarak geçiyor ve ribanın o zamanlarki anlamı ekonomideki faiz kavramı değilde tefecilik yapmak gibi anlıyorum daha çok ben. Zaten bu ayetin devamında da borçlu olanın durumu düzelene kadar bekleyin diyor. Yani borç alıp ödeyemeyen insana beklediği süre boyunca daha da yük bindirmeyin borcunu arttırmayın diyor. Burada aslında lanetlenen tefecilik mi yoksa faiz mi?

Bakara 275 - Faiz yiyenler ancak şeytanın çarparak sersemlettiği kimse gibi kalkarlar. Bunun sebebi onların, “Alım satım da ancak faiz gibidir” demeleridir. Hâlbuki Allah alım satımı helâl, faizi ise haram kılmıştır. Artık kime Allah’tan bir öğüt erişir de faizciliği bırakırsa geçmişteki kendisinindir, durumunun takdiri Allah’a aittir. Kim de yine faizciliğe dönerse işte bunlar orada devamlı kalmak üzere cehennemliklerdir.

Bakara 280 - Eğer eli darda olan birisi borçlu ise eli genişleyene kadar beklemek gerekir. Şu da var ki, bağışlamanız, eğer bilirseniz sizin için daha hayırlıdır.


  • Borç ve ticaret ile ilgili bu ayette ilginç bir ifade geçiyor. Şahitlikte 2 erkek, eğer bulunamazsa 1 erkek ve 2 kadın şahit tutulması öğütleniyor. 2 kadın şahit derken biri birine hatırlatsın diye bir açıklama da eklemiş Allah. Bu konu sadece ticaret hukuku ile ilgili olabilir. Veyahut o dönemde ticaretle sadece erkekler ilgilendiği içinde olabilir. Ancak burda mühim olan şey tanrının kadına bakış açısı. Kadın unutabilir karıştırabilir diye 2 tane olsun diyor Allah. Tanrının bile kadına böyle baktığı bir toplumda, kadının geri planda kalmasını, bazı haklar verilmemesini ve aşağı görülmesini nasıl engelleyebilirsin? 

Bakara 282 -  Şahitler iki erkek olmazlarsa, rıza göstereceğiniz şahitlerden bir erkekle -biri yanılırsa diğerinin ona hatırlatması için- iki de kadın olsunlar. 


Âl-i İmrân

  • En son 35. ayette kaldım. Bu kısımda isanın doğumu ile ilgili olayları anlatıyor. Bu konuyu araştırıyordum. 

  • incil ve kuran arasındaki isanın doğumu konusundaki farklar nelerdir? 

  • kurandaki ruhun kudüs ismi incildeki kutsal ruhu mu ifade eder. eğer öyle ise bu noktada kuran kutsal ruhun varılığını kabul mü etmiştir? 

  • ruhum kudüs ile Kudüs arasında bir ilişki var mıdır? 

  • kudüsün tarihi nedir?